Arşiv Çalışma Odası
Tüm deyimleri keşfet, anlamlarını öğren, pratik yap.
453 deyim
Ağzını aramak
konuşturarak düşüncesini öğrenmeye çalışmak
Çileden çıkarmak
çok kızdırmak
Dert yanmak
bir şeyden şikâyet etmek, yakınmak
Sinirine dokunmak
hoşuna gitmemek, sinirlendirmek
Kulağına inanmamak
duyduklarının doğruluğundan şüphe etmek
Dili dönmemek
bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek
Eli silah tutmak
silah kullanabilmek
Neye uğradığını şaşırmak
ansızın üzücü, sıkıcı, neşeli, güzel veya hoş bir durumla karşılaşmak
Sokağa dökülmek
herhangi bir sebeple dışarı çıkmak
Demir almak
denizcilik gemi yola çıkmak için çıpasını denizden çekmek, gitmeye hazırlanmak
Ablukaya almak
kuşatmak
Çaba harcamak
bir işi yapabilmek için elinden geleni yapmak
Gözünü dört açmak
aldanmamak için çok uyanık bulunmak
Ne pahasına olursa olsun
ne büyük özveri isterse istesin
Hop oturup hop kalkmak
öfke, heyecan vb. duygular sebebiyle yerinde duramaz olmak, kalkıp kalkıp oturmak
Yola çıkmak
araca binmek üzere yol üstünde durmak
Nam salmak
ününü her yana yaymak
Ateşe vermek
-i ateş içine sokmak
Göz yummak
görmezlikten gelmek, hoş görmek, bağışlamak
Haklı çıkmak
davasının, iddiasının, düşüncesinin veya davranışının doğru olduğu anlaşılmak
İçinden geçirmek
bir şeyi yapmayı düşünmek
Zoruna gitmek
onuruna dokunmak, gücüne gitmek
Önem vermek
değer vermek, önemli saymak
Burnunu sokmak
gerekmeden her işe karışmak
Nefes nefese kalmak
soluğu tıkanacak gibi olmak
Uzak kalmak
uzakta bulunmak
İlgi göstermek
ilgisini esirgememek, belli etmek
Özlemini duymak
yürekten istemek, arzu etmek
Yer tutmak
yer ayırmak
Baş başa kalmak
biriyle veya bir şeyle yalnız kalmak
Dili çözülmek
konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak
Şahit olmak
tanık olmak
Yenik düşmek
yenilmek, mağlup olmak
Kulak misafiri olmak
yanında konuşulanları konuşmaya katılmadan dinlemek
Sabrı taşmak
artık katlanamaz, dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak
Galeyana gelmek
coşmak, hiddetlenmek
Esir düşmek
tutsak olmak
Yola düşmek
yola çıkmak, yol almaya başlamak
Baskın yapmak
suç işlendiği veya suçluların bulunduğu sanılan bir yere ansızın girmek
Zarar vermek
kötülük etmek
Demir atmak
bir kimse bir yerde uzun süre kalmak
Boy vermek
su insan boyunu aşacak kadar derin olmak
Kilit vurmak
kapatmak
Birbirine girmek
karışmak
Saçına ak düşmek
saçı ağarmaya başlamak, yaşlanmak
Kıyamet kopmak
bir yerde çok gürültü ve telaş olmak
Tahta çıkmak
hükümdar olmak
Boğazı düğümlenmek
üzüntüden boğazı tıkanmak
İçine sinmek
isteğince olduğu için huzur ve mutluluk duymak
Kendini alamamak
istemeyerek bir işi yapma durumuna girmek
Gözlerine inanamamak
hiç umulmayan, hiç beklenmeyen bir şeyin görülmesi karşısında şaşırmak
Kendine gelmek
ayılmak
Gözleri takılıp kalmak
bir şeyden gözlerini ayıramamak
Ödü patlamak
çok korkmak
Kara kara düşünmek
çok üzüntülü olmak, düşünceye dalmak
Elinden kurtulmak
birinden kaçmayı başarmak
Gözden kaybolmak
ortadan çekilmek veya görünmez olmak, kaybolmak
Burun kıvırmak
önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek
Gözden düşmek
bir kişi veya şey değerini yitirmek, rağbet görmemek
Kanı donmak
donakalmak, çok şaşırmak
Bir deri bir kemik kalmak
çok zayıf olmak
Göz göze gelmek
her iki tarafın bakışları karşılaşmak
Kulağına küpe olmak
başa gelen bir durumdan alınan dersi unutmamak
Kulak kabartmak
belli etmemeye çalışarak dinlemek
Canına tak etmek
dayanamaz duruma gelmek, sabrı kalmamak
Dile gelmek
konuşma kudreti, yeteneği, olmayan varlık konuşmak
Kıymetini bilmek
önemini, değerini bilmek
El atmak
birisinin işine karışmak, müdahale etmek
El sürmemek
dokunmamak, değmemek
Elini eteğini çekmek
uğramaz olmak
Aşağı kalmamak
herhangi bir nitelik bakımından geri olmamak
Meydan okumak
korkmadığını, çekinmediğini açıkça bildirmek, kavga veya yarışmaya çağırmak
Boy ölçüşmek
yarışmak
Karşı koymak
boyun eğmemek
Gücü yetmek
eldeki imkânlarla ancak altından kalkabilmek
Gayret göstermek
çaba harcamak, başarmak için çalışmak
Yardıma koşmak
güç duruma düşene istekle yardım etmek
Hakkı ödenmemek
birinin iyiliklerine, emeklerine karşılık olarak ne yapılsa az olmak
Kapı kapı dolaşmak
ev ev gezmek
Çaresiz kalmak
çözüm yolu, çıkar yolu bulamamak
Kâr etmemek
yararı olmamak, etki yapmamak
Dile getirmek
konuşturmak
Yol açmak
(mecaz) bir olayın sebebi olmak
Ortaya çıkmak
yokken var olmak, meydana çıkmak, türemek
Mutlu etmek
mutluluk vermek, bahtiyar etmek
Merak sarmak
bir şeyi edinme, yapma veya onunla uğraşma isteğine kapılmak, bir şeye eğilim duymak
Karar vermek
bir sorunu karara bağlamak, kararlaştırmak
Ağzını bıçak açmamak
üzüntüden söz söyleyemeyecek durumda olmak
Yüzü kızarmak
utanmak
Karar vermek
bir sorunu karara bağlamak, kararlaştırmak
Şifa bulmak
iyi olmak, onmak
Kusur etmemek
hoş karşılanmayacak bir davranışta bulunmamak
Yola çıkmak
bir yere varmak için bulunduğu yerden ayrılarak yolculuğa başlamak, harekete geçmek
Zevk almak
hoşlanmak, beğenmek
Ava çıkmak
avlanmak için gitmek
Haber vermek
bildirmek, haber ulaştırmak
Karşılık vermek
küçük büyüğüne karşı gelmek
Şaşırıp kalmak
çok şaşırmak, büyük bir şaşkınlığa düşmek
Hüküm vermek
iyice düşündükten sonra bir karara varmak
Arkasına düşmek
bir işi sona erdirmek için sıkı çalışmak
Ağırdan almak
bir işi gereken süre içinde bitirmemek, geciktirmek
Kendini dev aynasında görmek
kendini olduğundan çok üstün görmek
Rüyasında bile görememek
olacağını, gerçekleşeceğini düşünememek
Gözüne çarpmak
görünür olmak, dikkati çekmek
Burun kıvırmak
önem vermemek, küçümsemek, beğenmemek
Göz dikmek
bir şeyi ele geçirmek isteğine kapılmak
Gözden geçirmek
okumak
Gözden kaçırmak
dalgınlıkla görmemek
Yola getirmek
birinin bir konudaki ters tutumunu düzeltmek
Yoldan çıkmak
belli bir yol izleyen taşıtlar herhangi bir sebeple yolundan ayrılmak, gitmez olmak
Bir yolunu bulmak
çare bulmak, çözüm üretmek
İç çekmek
üzüntüyle derinden soluk almak
İş işten geçmek
bir işi gerçekleştirme imkânı kalmamış olmak
Gönlü razı olmak
istemek
Karnı zil çalmak
çok acıkmış olmak
Bahane bulmak
bir işi yapmak veya yapmamak için sözde sebep göstermek
Ders vermek
öğretmek, yetiştirmek
Akıl danışmak
bir konuda birinin görüşünü sormak
Göçüp gitmek
ölmek
Yol göstermek
kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek
Işık tutmak
bir yeri ışıkla aydınlatmak
Bağrına taş basmak
sesini çıkarmaksızın her türlü acıya katlanmak
Kafa tutmak
boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek
Donup kalmak
donakalmak
Eline geçmek
kazanmak, edinmek, elde etmek
Ayakta kalmak
oturacak yer bulamamak
Dile gelmek
dile düşmek
Meydana getirmek
olmasını sağlamak, oluşturmak
Rast gelmek
düşünmediği, ummadığı hâlde karşılaşmak, rastlamak, tesadüf etmek
İmdadına yetişmek
çok zor ve tehlikeli bir anda yardım etmek
Yola düzülmek
gidilecek yere doğru yola çıkmak
Salık vermek
tavsiye etmek
İçi cız etmek
ansızın içi sızlamak
Görmezlikten gelmek
görmemiş gibi davranmak
Karşı koymak
boyun eğmemek
Kement atmak
kemendi bir ucu elde kalacak biçimde ileri doğru fırlatmak
Özen göstermek
bir şeyi özenerek elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak, itina etmek
Canını dişine takmak
her tehlikeyi göze alarak işe girişmek
Dışa vurmak
belli etmek
Sıcak bakmak
anlayışla karşılamak, olumlu değerlendirmek, ilgi duymak
Kendini kaptırmak
bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek
Aldırış etmemek
ilgi göstermemek, ilgilenmemek, ilgisiz kalmak
Hapı yutmak
kötü bir duruma düşmek
Açıklığa kavuşmak
bir konu veya sorun aydınlanmak, kapalılıktan kurtarılmak, anlaşılır duruma getirilmek
Sözünü etmek
birinden veya bir konudan söz etmek, onunla ilgili olarak konuşmak
Sözü uzatmak
lafı uzatmak
İliklerimize işlemek
çok ıslanmak
Burnunun dibine sokulmak
çok yaklaşmak, iyice yaklaşmak
Baş başa kalmak
biriyle veya bir şeyle yalnız kalmak
Fırsat bulmak
uygun, elverişli zaman bulmak
Nasihatte bulunmak
nasihat etmek
Son vermek
bitirmek, sona erdirmek
İçi cız etmek
ansızın içi sızlamak
Söze karışmak
lafa karışmak
Elden geçirmek
eksiklik veya bozukluklarını gidermek veya denetlemek için incelemek
Bağrına basmak
kucaklamak
Gözünün önüne gelmek
hatırlamak
Bıkıp usanmak
çok bezmek
Haber uçurmak
gizlice haber göndermek
Hafife almak
küçümsemek, önemsememek
Hasret çekmek
özlem duymak
Dili varmamak
bir sözü söylemeye gönlü razı olmamak
Eline geçmek
kazanmak, edinmek, elde etmek
Kendini avutmak
oyalanmak
Moral vermek
bir kimsenin ruhsal direnme gücünü artırmak, cesaretlendirmek, yüreklendirmek
Aklından çıkmak
unutmak
Gözünden yaş boşanmak
çok ağlamak
Uykuya dalmak
uyumaya başlamak
Araya girmek
iki kişinin arasındaki bir işe karışmak
Yol göstermek
kılavuzluk etmek, yolu bilmeyene anlatmak, tarif etmek
Karar vermek
bir sorunu karara bağlamak, kararlaştırmak
Rahatı kaçmak
rahatsız, tedirgin olmak, üzülmek
Dolup taşmak
gereğinden çok olmak, gereğinden çok kaplamak
Göbek atmak
karnını hareket ettirerek oynamak
Kapı kapı gezmek
ev ev gezmek
Açık kapı bırakmak
gereğinde, bir konuya yeniden dönebilme imkânı bırakmak
Kapı dışarı etmek
kovmak, dışarı atmak
Kapıdan kovsan bacadan girer
yüzsüz, arsız kimseler için söylenen bir söz
Kafasına koymak
kararını önceden vermiş olmak
Ortaya koymak
herkesin görebileceği yere koymak
Hayata geçirmek
uygulanır duruma getirmek, canlılık kazandırmak
Gözüne uyku girmemek
uyuyamamak, uykusuz kalmak
Gözüne ilişmek
birdenbire, istemeden görmek
Işık tutmak
bir yeri ışıkla aydınlatmak
Aklından geçirmek
bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak
Karşılık vermek
küçük büyüğüne karşı gelmek
Kafa tutmak
boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek
Kendine gelmek
ayılmak
Hüküm sürmek
işbaşında olmak
Gözlerine inanamamak
hiç umulmayan, hiç beklenmeyen bir şeyin görülmesi karşısında şaşırmak
Yüzü gülmek
sevinci yüzünden belli olmak
İşi yoluna koymak
işi yapılabilir duruma getirmek
Neşesi kaçmak
sevinci azalmak, kederlenmek
Sesini çıkarmamak
bir şey üzerindeki düşüncesini söylememek
Düş kırıklığına uğramak
beklediği sonucu alamamak
Çekip gitmek
bırakıp gitmek, ayrılmak, savuşmak
Dalıp gitmek
bir düşünce veya hayal ile bulunduğu ortamdan uzaklaşmak
Anlaşmaya varmak
bir konuda birisiyle anlaşmak
Can vermek
ölmek
Gözden geçirmek
okumak
Yola çıkmak
araca binmek üzere yolüstünde durmak
Yüz tutmak
bir şey, olmak üzere bulunmak
Patlak vermek
gizli kalması istenen veya beklenmedik bir olay, ansızın ortaya çıkmak
İlgi duymak
bir işe, bir olaya, bir kimseye önem vermek, yakınlık duymak
Küçük görmek
değer, önem vermemek
Omuzları çökmek
bitkin, perişan ve yıkılmış bir durumda olmak
İhmal etmek
savsamak, savsaklamak, boşlamak
Dikkat kesilmek
bütün dikkatini bir şey üzerinde toplamak
Mahşere dönmek
çok kalabalıklaşmak
Oluruna bırakmak
işi belli bir amaca göre değil, kendi akışı içinde yürütmek
Başının etini yemek
karşısındakini bezdirinceye, bıktırıncaya kadar sürekli konuşmak veya söylenmek
Kayıtsız kalmak
önem vermemek, umursamamak
Kapıya dayanmak
gelip çatmak
İşi gücü bırakmak
yaptığı işten uzaklaşmak
Ele almak
bir şey üzerinde çalışmaya başlamak
Karşı gelmek
başkaldırmak
Neye uğradığı şaşırmak
ansızın üzücü, sıkıcı, neşeli, güzel veya hoş bir durumla karşılaşmak
Can atmak
şiddetle arzu etmek, çok istemek
Son bulmak
bitmek, tükenmek
Deliye dönmek
çok sevinmek
Korku salmak
korkutmak
Avucunun içine almak
bir kimseyi baskı ve etkisi altına almak
Salık vermek
tavsiye etmek
Öğüt vermek
bir kimseye yapması veya yapmaması gereken şeyler için yol göstermek, nasihat etmek
Sahip çıkmak
kendinin olduğunu ileri sürmek
Yerini tutmak
bulunmayan bir nesnenin yerini almak, onu aratmamak
Dile getirmek
konuşturmak
Özlemini çekmek
arzulamak, çok özlemek, hasretini çekmek
Dili çözülmek
konuşamayan veya susan kişi konuşmaya başlamak
Gönül vermek
sevmek, âşık olmak
Elde etmek
bir şeye sahip olmak
Yüze gülmek
yalandan dost görünmek
Yüreği sızlamak
Çok acımak, çok üzülmek
Baş başa bırakmak
Birinin, bir şeyle veya bir kimseyle yalnız kalmasını sağlamak
Yer açmak
Bir kimseye oturması için yer hazırlamak
Tadını çıkarmak
Bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlardan yeterince yararlanmak
Kan tere batmak
Kan ter içinde kalmak
Adamdan saymak
Bir kimseye gereğinden fazla değer vermek, saygı duymak
Öne çıkmak
Diğerlerinden daha iyi olmasından dolayı dikkat çekmek
Ortaya çıkmak
Yokken var olmak, meydana çıkmak, türemek
Yola koyulmak
Yola düzülmek
Göçüp gitmek
Ölmek
Göz atmak
Kısa bir süre, fazla dikkat etmeden bakıvermek
Peşine takmak
Yanında götürmek
Göz kesilmek
Bütün dikkatiyle bakmak
Pabucu dama atılmak
Kendinden üstün birinin çıkmasıyla gözden düşmek
Etekleri tutuşmak
Çok telaşlanmak
Elini ayağını çekmek
Uğramaz olmak
Saçını süpürge etmek
Kadın özveri ile çalışıp hizmet etmek
Ele almak
Bir şey üzerinde çalışmaya başlamak
Alışkanlık haline getirmek
Bir şeyi sürekli yapar olmak
Ciddiye almak
İnanmak, gerçek sanmak, önem vermek
Katkıda bulunmak
Bir şeyin oluşmasına, gelişmesine veya gerçekleşmesine emek, bilgi, para vb. ile yardım etmek
Göze almak
Gelebilecek her türlü zararı ve tehlikeyi önceden kabul etmek
Batağa saplanmak
İçinden çıkılması güç bir durumda olmak
Göz ardı etmek
Gereken önemi vermemek
Öfkesini çıkarmak
Öfkeli kişi haksız yere ilgisiz birine çatmak
Ödü kopmak
Çok korkmak
İhtimal vermemek
Bir şeyin gerçekleşeceğini, olabileceğini hiç düşünmemek
Kendini kaptırmak
Bir şeyin etkisinden kurtulamayacak duruma düşmek
Gözleri açılmak
Uyanmak
Rehin almak
Bir anlaşma, sözleşme veya isteğin yerine getirilmesini sağlamak için bir kimseyi alıkoymak
Ödü patlamak
Çok korkmak
Büyüklük göstermek
Gönül ululuğu göstermek
Saygı göstermek
Saymak, değer vermek
Fırsat bulmak
Uygun, elverişli zaman bulmak
İş çevirmek
Gizli, dolambaçlı bir iş yapmak
Hiddete kapılmak
Öfkelenmek, kızmak
Karar vermek
Bir sorunu karara bağlamak, kararlaştırmak
Hayal kurmak
Gerçekleşmesi istenen, özlenen şeyi düşünmek
Kesintiye uğramak
Bir süre için durmak
Ümidini kesmek
Umudunu kesmek
İmza atmak
İmzalamak
Damgasını vurmak
Biri hakkında kötü bir yargıya varmak
Dile getirmek
Konuşturmak
Nabız yoklamak
Nabzını yoklamak
Mesaj vermek
Duygu ve düşünceleri karşı tarafa dolaylı bir biçimde anlatmak
Dalga geçmek
Argo üzerinde durulması gereken işle ilgilenmeyerek başka şeyler düşünmek veya yapmak
Geri dönmek
Geldiği yere gitmek
Selam etmek
Uzakta olan birine esenlik dilemek
Ağır basmak
Taşıdığı özellikler üstün gelmek
Dikkate almak
Göz önünde bulundurmak, hesaba katmak, gereğini düşünmek
Layık görmek
Yakıştırmak, uygun görmek
Ortaya koymak
Herkesin görebileceği yere koymak
Gurur duymak
Gururlanmak
Yola çıkmak
Araca binmek üzere yolüstünde durmak
İlgisini çekmek
İlgisini, dikkatini ve merakını üzerinde toplamak, alaka duymak
Tıka basa doldurmak
Doldururken çok bastırıp sıkıştırmak
Özen göstermek
Bir şeyi özenerek elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak, itina etmek
Belini kırmak
Birini bir şeyi yapamaz duruma getirmek
Belini bükmek
Çaresizlik içinde bırakmak
Belini doğrultmak
Yeniden durumunu düzeltmek
Bel bağlamak
Birisinin kendisine yardımcı olacağına inanmak, güvenmek
İple çekmek
Sabırsızlıkla beklemek
Tadına varmak
Bir şeydeki ince güzelliği kavramak
Tereyağından kıl çeker gibi
Her türlü mecburiyetten, mükellefiyetten ve sorumluluktan kolayca sıyrılarak
Bam teline dokunmak
Birinin çok kızacağı şeyi yapmak veya sözü söylemek
Mil çekmek
Birinin gözlerini kızgın mille kör etmek
Can vermek
Ölmek
Kafa bulmak
Alay etmek
Burnunda tütmek
Çok özlemek
Tadına doyum olmamak
Bir şeyin tadı çok beğenilmek
Göz kamaştırmak
Kuvvetli ışık veya parlaklık, kısa bir zaman için görüşü bulandırmak
Yol kesmek
Geçmesine engel olmak, durdurmak
Göz açıp kapayıncaya kadar
Çok kısa bir sürede
Yenik düşmek
Yenilmek, mağlup olmak
Dikiş tutturamamak
Bir işte veya bir yerde herhangi bir sebeple uzun süre kalmamak
Kendi derdine düşmek
Kendi sorunu sebebiyle başka şeyle ilgilenememek
Burnundan kıl aldırmamak
Kendisine söz söyletmemek, çok huysuz ve kibirli olmak
Bir baltaya sap olamamak
Belli bir iş sahibi olamamak
Yüzüne gülmek
Dostmuş gibi görünmek
Taş kesilmek
Çok şaşırıp ne yapacağını ne söyleyeceğini bilememek, sesini çıkaramaz olma
Tetikte durmak
Her an uyanık ve hazır bulunmak
Yol almak
Yolda ilerlemek
Yer almak
Bir işi hazırlayanlar arasında bulunmak
Kapı açmak
Bir şeyin sözünü etmek veya bir işe başlamak
Hatır saymak
Gerekli saygıyı göstermek
Gönül almak
Sevindirmek
Başı çekmek
Herhangi bir konuda önde gitmek, önayak olmak
Hatırından geçmemek
Aklına gelmemek, düşünmemek
Kol gezmek
Güvenlik amacıyla dolaşmak
Kuş uçurtmamak
Hiçbir şeyin veya kimsenin kaçmasına, geçmesine imkân vermemek
Yuvarlanıp gitmek
Eldeki imkânlarla geçinmek
Kafasına estiği gibi
Sadece kendi düşünce ve isteklerine göre
Gözden geçirmek
Okumak
Ölüm kalım savaşına yapmak
Yok olmamak amacıyla mücadeleye girişmek
İşe koşmak
Birine iş yaptırmak
Göz açtırmamak
Başka bir iş yapmasına vakit veya imkân vermemek
Alabora olmak
Tekne, sandal vb. deniz araçları devrilip ters dönmek
Para etmek
Değeri olmak
İliğine işlemek
Çok ıslanmak
Hiçe saymak
Önemsememek, önem vermemek
Gün doğmak
İsteklerini gerçekleştirmek için iyi bir duruma erişmek veya eline olağanüstü bir fırsat geçmek
Kan bürümek
Adam öldürecek kadar öfkelenmek
Hesaba katmak
Dikkate almak, göz önünde bulundurmak
Kapıya dayanmak
Gelip çatmak
Yüz vermemek
İlgi, yakınlık göstermemek
Payını almak
Kendine ayrılanı almak
Elinden geleni yapmak
Gücünün yettiği kadarını yapmak
Göğüs germek
Bir güçlüğe karşı koymak, dayanmak
Dili tutulmak
Sevinç, korku, şaşkınlık vb. sebeplerle birdenbire söz söyleyemez olmak
Yolunu gözlemek
Gelmesini beklemek
Haber almak
Kendisine bildirilmek, öğrenmek, bilgi edinmek
İçi titremek
Özen göstermek
Tadı damağında kalmak
Yenen bir şeyin tadını unutamamak
Gözüne uyku girmemek
Uyuyamamak
Can atmak
Şiddetle arzu etmek
Kalp kırmak
Birini çok üzecek bir davranışta bulunmak
Göz önünde bulundurmak
Herhangi bir durumun nasıl bir sonuca yol açacağını hesaba katmak
İsyan etmek
Başkaldırmak
Para babası
Parası çok, varlıklı kimse
Boş kalmak
Kimse oturmamak
Kulağı kirişte olmak
Söylenecek sözü, gelecek haberi sabırsızlıkla beklemek
Kucak açmak
Korumak
Vakit geçirmek
Oyalanmak
Bedel ödemek
Yapılan bir iş veya alınan bir şey karşılığında para ödemek
Dünyadan haberi olmamak
Çevresinde olup bitenleri bilmemek
Destek olmak
Güç sağlamak
Çocuk yetiştirmek
Çocuğu topluma yararlı bir duruma getirmek
Dikkat etmek
Duygularla düşünceyi bir şey üzerinde toplamak
İfade etmek
Anlatmak
Yargıya varmak
Karşılaştırma ve değerlendirme yaparak bir sonuca ulaşmak
Özen göstermek
Bir şeyi özenerek elden geldiğince iyi olmasına gayret ederek yapmak
Başı dönmek
İnsana eşyanın dönmesi, ayağının altından yerin çekilmesi vb. bir duygu gelmek
Şaşırıp kalmak
Çok şaşırmak
Kan ter içinde kalmak
Çok terli, yorgun ve perişan bir durumda olmak
Karar vermek
Bir sorunu karara bağlamak
Yol açmak
Yol yapmak
İşgal etmek
Bir yeri ele geçirmek
El koymak
Bir yolsuzluğu ortaya çıkarmak, incelemek, vaziyet etmek
Çağ açmak
Herhangi bir bakımdan öncekilerden farklı olan yeni bir evrensel gidişe yol açmak
Kontrol etmek
Denetlemek
Aramızdan ayrılmak
Vefat etmek
Kıyamet kopmak
Kıyamet günü gelmek
Sahip olmak
Mülkiyetinde olmak
Dehşete kapılmak
Çok korkmak
Can vermek
Ölmek
Kan kaybetmek
Herhangi bir nedenle vücuttan çok kan akmak
Dua etmek
Allah'a yalvarmak
Hücum etmek
Saldırmak
Gününü görmek
Kötü bir sonla karşılaşmak, cezaya çarptırılmak
Gözlerine inanamamak
Hiç umulmayan, hiç beklenmeyen bir şeyin görülmesi karşısında şaşırmak
Şafak sökmek
Güneş doğmadan az önce ortalık aydınlanmaya başlamak
Şikâyet etmek
Birinin yaptığı yanlış bir iş veya davranışı ilgili makama veya daha üst makamdakine bildirmek
Akılda tutmak
Unutmamak
Selam söylemek
Selamını birine götürmesini söylemek
Önüne geçmek
Yolunu kesmek
Destek olmak
Güç sağlamak
Emin olmak
Inanmak
Fedakârlık göstermek
Özverisini ortaya koymak
Hayatının baharında olmak
Hayatının en güzel dönemini yaşıyor olmak
Gurur duymak
Gururlanmak
Geri saymak
Geriye doğru saymak
Ayak uydurmak
Yürüyüşte adım atışını başkalarınınkine uydurmak
Çok görmek
Yadırgamak
Tatlı dil
Gönül alıcı söz
Üstesinden gelmek
Bir işi beklenildiği yapmak
Dile getirmek
Konuşturmak
Dile gelmek
Dile düşmek
Tadını çıkarmak
Bir şeyin güzelliğinden veya sağladığı imkânlarından yeterince yararlanmak
Dizlerini dövmek
Pişmanlık duymak
Yalayıp yutmak
Iştahla yemek
Rayına oturtmak
Bir işi yoluna, yöntemine koymak
Paçaları sıvamak
Kolları sıvamak
Gafil avlamak
Umulmadık, beklenmedik bir zamanda yakalamak
Dilinde tüy bitmek
Tekrar tekrar söylemekten usanmak
Ağzı kulaklarına varmak
Çok sevinmek
İple çekmek
Sabırsızlıkla beklemek
Düğün bayram etmek
Çok sevinmek
İnce eleyip sık dokumak
Bir şeyi bütün ayrıntılarıyla araştırmak
Dil dökmek
Kandırmak
Kulak misafiri olmak
Yanında konuşulanları hissettirmeden veya istemeden dinlemek
Selam durmak
Bir büyüğe, bir üste veya saygı duyulan bir şeye ayakta selam vermek
Ağızdan ağıza
Sözlü bir biçimde
Yazıya geçirmek
Yazmak
Dert yanmak
Derdini sızlanarak anlatmak
Kendini beğenmek
Başkalarını küçümseyerek kendini üstün görmek
Son vermek
Bitirmek
Etkili olmak
Etkisi duyulmak
Sarıp sarmalamak
Sıkıca sarmak
Gönül almak
Sevindirmek
Dili dönmamak
Bir sözü doğru, düzgün söylemeyi becerememek
Tadına doyum olmamak
Bir şeyin tadı çok beğenilmek
Keyif sürmek
Sıkıntısız, rahat yaşamak
Söz etmek
Bir şey üzerine konuşmak
Omuz silkmek
Aldırmamak
Burnunun direği sızlamak
Maddi veya manevi çok acı duymak
Siper olmak
Birini veya bir şeyi korumak amacıyla kendini siper olarak kullanmak
Ders vermek
Öğretmek
Yüreği yanmak
Çok acımak
Göz yummak
Görmezlikten gelmek
Diz çökmek
Dizlerini yere koyarak oturmak
Silip süpürmek
Evi, ortalığı temizlemek
Zarar vermek
Kötülük etmek
Önüne geçmek
Yolunu kesmek
Ziyaret etmek
Birini görmeye gitmek
Gözünü almak
Şiddetli ışık sebebiyle gözü iyi göremez duruma getirmek
Ayna tutmak
Başkaları tarafından anlaşılabilmesi için açıkça göstermek
Bir kulağından girip öbür kulağından çıkmak
Söylenen söze önem vermemek
Sözünü tutmak
Verdiği sözü yerine getirmek
Sağlık olsun
Üzücü bir durum veya bir zarar karşısında avunma sözü olarak söylenen bir söz
Nur topu gibi
Sağlıklı, çok güzel ve temiz (çocuk)
Turp gibi
Sağlığı yerinde
Şekerleme yapmak
Kısa bir süre uyumak
Not etmek
Not olarak yazmak
Ortaya koymak
Herkesin görebileceği yere koymak
Geceyi gündüze katmak
Aralıksız, gece gündüz çalışmak
Papuç bırakmamak
Yapacağından vazgeçmemek
Kendini kaybetmek
Bayılmak
Kendine gelmek
Ayılmak
Sözünü kesmek
Biri konuşurken söze karışıp onun konuşmasına fırsat vermemek
Yolda ilerlemek
Yolda ilerlemek
İcat etmek
O zamana kadar kimsenin bilmediği, henüz yapmadığı bir şey yaratmak
